
Anal fissürlerin çoğu, uygun bakım ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kendiliğinden iyileşir. Ancak bir kısmı kronikleşir ve ameliyatsız yöntemlere yeterince yanıt vermez. Bu yazıda kronik anal fissürün ne zaman ileri tedavi gerektirdiğini, botoks uygulamasını ve cerrahi seçenekleri ele alıyoruz.
Bir anal fissür, birkaç haftadan uzun sürüyor ve tekrarlıyorsa kronik olarak kabul edilir. Kronikleşmenin temel nedeni, çatlağın iyileşmesini zorlaştıran sürekli makat kası (sfinkter) spazmıdır.
Bu spazm, çatlak bölgesine giden kan akımını azaltarak iyileşmeyi geciktirir ve kısır bir döngü oluşturur: ağrı spazmı, spazm da iyileşmemeyi tetikler. Kronik fissürlerde çatlak kenarları sertleşebilir ve basit önlemlere yanıt azalır.
Kronik fissürde de tedaviye genellikle ameliyatsız yöntemlerle devam edilir; ancak akut fissüre göre daha yoğun ve hedefe yönelik bir yaklaşım gerekebilir.
Lifli beslenme, bol su, ılık oturma banyoları ve hekimin önerdiği kas gevşetici topikal tedaviler ilk basamağı oluşturur. Bu yöntemlere yeterince yanıt alınamazsa botoks veya cerrahi seçenekler gündeme gelir.
Botulinum toksin, makat kasına (internal sfinkter) enjekte edilerek kasın geçici olarak gevşemesini sağlayan, ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Amaç, spazmı çözüp çatlağın kendiliğinden iyileşmesine olanak tanımaktır.
Etkisi geçici olup belirli bir süre devam eder; bu süre içinde çatlağın iyileşmesi hedeflenir. Botoks, ameliyata göre daha az invazif bir seçenek olarak, cerrahiye geçmeden önce denenebilecek bir basamaktır. Uygunluğu, fissürün özelliklerine göre değerlendirilir.
Cerrahi, ameliyatsız yöntemlere ve botoks uygulamasına yeterince yanıt vermeyen kronik fissürlerde gündeme gelir. En sık uygulanan yöntem, makat kasının bir kısmının kontrollü şekilde kesilmesini içeren lateral internal sfinkterotomidir.
Bu işlemde amaç, kas spazmını kalıcı olarak azaltarak çatlağın iyileşmesini sağlamaktır. Sfinkterotomi, deneyimli ellerde yüksek başarı oranına sahip bir yöntemdir; işlem sırasında makat fonksiyonunu korumaya özen gösterilir.
Botoks geçici ve ameliyatsız bir yöntemken, cerrahi (sfinkterotomi) kalıcı ve kalıcı bir kas gevşemesi sağlayan bir işlemdir. Seçim; fissürün şiddetine, önceki tedavilere yanıtına ve hastanın tercihine göre yapılır.
Her iki yöntemin de kendine özgü avantajları ve değerlendirilmesi gereken yönleri vardır; en uygun seçenek, ayrıntılı bir muayene sonrası belirlenir.
Doç. Dr. Timuçin Erol, 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş; aynı üniversitenin Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayarak 2009’da genel cerrahi uzmanı olmuştur. 2017–2024 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmış, 2019’da Doktor Öğretim Üyesi, 2022’de Doçent unvanını almıştır. 2021 yılında Intuitive Surgical tarafından verilen da Vinci Cerrahi Sistemi Konsol Cerrahı (Console Surgeon) eğitimini tamamlamış; 2023 yılında Avrupa Koloproktoloji Yeterlilik Belgesi’ni (FEBS – EBSQ) almıştır. Başlıca ilgi alanları robotik ve ileri laparoskopik cerrahi, kolorektal kanserler, proktolojik hastalıklar ve pelvik taban hastalıklarıdır. Klinik yaklaşımında doğru tanı, uygun tedavi planı ve güvenli takip sürecini önceler.
Anal fissür şikâyetiniz haftalardır sürüyor veya tekrarlıyorsa, botoks ya da cerrahi seçeneklerin size uygun olup olmadığını netleştirmek için bir uzman değerlendirmesi almanız önerilir. Ankara’da randevu alarak muayene sürecini başlatabilirsiniz.