
Rektal prolapsusun (makat sarkması) kalıcı çözümü genellikle cerrahidir. Ameliyatın hangi yöntemle yapılacağı; hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve sarkmanın derecesine göre belirlenir. Bu yazıda rektal prolapsus ameliyatı yöntemlerini, robotik yaklaşımı ve iyileşme sürecini ele alıyoruz.
Rektal prolapsus ameliyatının temel amacı, sarkan rektumu doğru anatomik konumuna yerleştirip sabitlemek ve tekrarlamayı önlemektir. Bu işleme genel olarak rektopeksi denir.
Ameliyat, karından (abdominal) veya makat bölgesinden (perineal) yapılabilir. Hangi yaklaşımın seçileceği; hastanın yaşı, ameliyat riskleri açısından genel durumu ve sarkmanın özelliklerine göre belirlenir.
Karından yapılan rektopeksi yöntemlerinde rektum, pelvis içinde uygun bir konuma sabitlenir. Ventral rektopeksi, sık uygulanan ve genellikle laparoskopik veya robotik yöntemle yapılabilen bir tekniktir.
Karından yaklaşım genellikle daha genç ve ameliyat riski düşük hastalarda tercih edilir; uzun dönemde daha kalıcı sonuçlar sağlayabilir.
Perineal yaklaşım, karından ameliyat riskinin yüksek olduğu ileri yaştaki veya ek hastalığı olan hastalarda tercih edilebilen, karın açılmadan makat yoluyla yapılan bir tekniktir.
Bu yöntemler genellikle daha az invazif olsa da, bazı serilerde karından yaklaşıma göre tekrarlama oranı biraz daha yüksek olabilir. Seçim, hastanın ameliyatı ne kadar iyi tolere edebileceği ile beklenen fayda dengelenerek yapılır.
Robotik cerrahi, ventral rektopeksi gibi karından yapılan ameliyatlarda, pelvisin dar alanında hassas çalışmaya olanak tanıdığı için tercih edilebilen bir yöntemdir.
3 boyutlu görüntü ve eklemli enstrümanlar, pelvis derinliklerinde dikiş atma ve sabitleme işlemlerini kolaylaştırabilir. Robotik yöntemin uygunluğu; hastanın durumuna ve cerrahi ekibin değerlendirmesine göre belirlenir. Genel karşılaştırma için robotik cerrahi yazımıza bakabilirsiniz.
İyileşme süresi uygulanan yönteme göre değişir; laparoskopik veya robotik yöntemlerde toparlanma genellikle açık cerrahiye göre daha hızlı olabilir.
Ameliyat sonrası dönemde kabızlıktan ve aşırı ıkınmaktan kaçınmak, önerilen beslenme düzenine uymak ve kontrol randevularına gitmek, hem iyileşmeyi hem de tekrarlamama şansını destekler. Dışkı kaçırma gibi eşlik eden şikâyetler, ameliyat sonrası zamanla iyileşme gösterebilir; ancak sonuç kişiye göre değişir.
Her cerrahi yöntemde belirli oranda tekrarlama riski vardır; risk düzeyi seçilen tekniğe ve hastanın özelliklerine göre değişir.
Nüks riskini azaltmak için ameliyat sonrası kabızlığın önlenmesi ve pelvik tabanı zorlayan ıkınmadan kaçınılması önemlidir. Şüpheli bir tekrarlama belirtisi (yeniden sarkma hissi) fark edilirse vakit kaybetmeden kontrol için başvurulmalıdır.
Doç. Dr. Timuçin Erol, 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş; aynı üniversitenin Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayarak 2009’da genel cerrahi uzmanı olmuştur. 2017–2024 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmış, 2019’da Doktor Öğretim Üyesi, 2022’de Doçent unvanını almıştır. 2021 yılında Intuitive Surgical tarafından verilen da Vinci Cerrahi Sistemi Konsol Cerrahı (Console Surgeon) eğitimini tamamlamış; 2023 yılında Avrupa Koloproktoloji Yeterlilik Belgesi’ni (FEBS – EBSQ) almıştır. Başlıca ilgi alanları robotik ve ileri laparoskopik cerrahi, kolorektal kanserler, proktolojik hastalıklar ve pelvik taban hastalıklarıdır. Klinik yaklaşımında doğru tanı, uygun tedavi planı ve güvenli takip sürecini önceler.
Rektal prolapsus tanısı aldıysanız, size en uygun ameliyat yönteminin (karından veya makattan, robotik ya da laparoskopik) belirlenmesi ancak ayrıntılı bir değerlendirmeyle mümkündür. Tedavi planınızı konuşmak için Ankara’da randevu alarak muayene sürecini başlatabilirsiniz.